Şeyda Aksu 1959 İstanbul doğumludur. Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Fransız Filolojisi mezunu olan Şeyda Aksu, 1997 yılında seramik çalışmalarına başlamış ve Ayfer Karamani atölyesinde yetişmiştir. Sabancı Üniversitesinde Seramik hocalığının ardından 2000 yılında kendi kurduğu atölyesinde cam ve seramik ürünler tasarlayarak takı ve ev aksesuarları üretmeye başlamıştır.

Şeyda markası ile yurtiçinde ve yurtdışında seçkin mağazalarda, dekorasyon firmalarında, müze mağazalarında yer alan Şeyda Aksu özgün tasarımlar ve kendi tarzı ile yorumladığı kültürel mirasımıza ait tasarımlar yaratmaktadır.

Şeyda; seramiğin, camın, motiflerin, renklerin, tarihin harmanlandığı koleksiyonlar yaratır.

Şeyda Aksu yurtiçi ve yurtdışında seçkin kurumlarla çalışmaktadır. Müzeler için özel koleksiyonlar hazırlayan Aksu’nun çalıştığı müzeler arasında İstanbul Modern, Pera Müzesi, Sabancı Müzesi, İndiana Üniversitesi Müzesi, Louvre Müzesi yer almaktadır.

Şeyda Aksu’nun 2007 yılında oluşturduğu Kaftan Koleksiyonu büyük ilgi görmüş ve benzer çalışmalara ilham kaynağı olmuştur.  Bugün seçkin mağazalarda bulunan Şeyda Aksu eserleri sadece yurtiçinde değil yurtdışında da büyük beğeni görmektedir. Bunlara bir örnek olarak New York Tasarım Müzesinde sergilenen kaftan kolyesi gösterilebilir.

Şeyda Aksu seramik eserlerine zengin Anadolu kültürünün tüm zarafetini yansıtmaktadır. Eserlerin en büyük özelliği ise yoğun el emeği ile hazırlanmaları ve her ürünün emsalsiz olmasıdır.

Şeyda ile Kısa Kısa ...

Bu işe başlamak nerden aklınıza geldi?



Şeyda Aksu
Kaftanlar
New York Design Museum Shop

Seramik dersi almaya başladığımda kendimi bu kadar mutlu hissedeceğim bir işe bulaştığımı bilmiyordum. Çamura bulaşmak ve o çamurdan heykeller, panolar, objeler ortaya çıkarmak insanın hayatına bir kere girince bir daha çıkması mümkün değil. Ayfer Karamani gibi bir sanatçının atölyesinde çalışmak ise gerçek bir sanatçının soluğunu paylaşmanın ayrıcalığını verdi bana. Fransa Alplerinde ufak bir kasabada katıldığım çok özel bir atölye çalışmasında ise seramiğin artık benim için vazgeçilmez olduğunu daha iyi anladım. Seramikle ilgili ilk profesyonel işim Sabancı Üniversitesinde seramik dersi vermek oldu. Daha sonra hayatıma başka bir güzellik daha girdi: cam. Türkiye’nin belki de en kıymetli cam ustalarından Cafer ……. ile tanıştım. Onunla ateş başında saatlerce birlikte çalışarak camdan kolyeler, objeler tasarlarken, ateşin ve hünerli ellerin cam bir çubuğa ne müthiş şekiller verebileceğini gördüm. Işıltısına, renklerine, dokunuşuna hayran kaldığım cam benim için en az seramik kadar kıymetli oldu. Ancak seramikte kendim üretirken cam ile çalışırken cam ustası ile çalışmak zorundaydım. Alasu markası ile onbinlerce cam kolye ürettik ve bunları hem Türkiye hem de yurtdışında büyük mağazalarda sattık. Aynı zamanda birçok tasarımcı ve moda firmasına da özel koleksiyonlar hazırladım. Daha sonra ilk göz ağrım seramiğe kesin bir dönüş yaptım. Şimdi ağırlıklı olarak seramik dekorasyon objeleri tasarlıyorum. Ama elbette cam ile flört etmeye, seramik ile camı buluşturmaya ya da bazen aklıma özel bir tasarım geldiğinde sadece cam ile çalışmaya da devam ediyorum. Sonuçta iki malzemeyi de çok iyi tanıyorum, sınırlarını çok iyi biliyorum ve tasarımlarımı da bu doğrultuda hazırlıyorum.

Seramiğe şekil verirken ne hissediyorsunuz?


Sevgi. Yaptığım her objeyi çok seviyorum. Artık ticari olarak da düşünmeme, ticari olarak başarılı olmak ve firmamı devam ettirmek zorunda olmama rağmen asla sevmediğim, evime koymayacağım, birine hediye edemeyeceğim ya da üstümde taşıyamayacağım bir şey üretmiyorum.

Sizin için hobisini meslek haline dönüştürmüş diyebilir miyiz?

Kesinlikle evet. Bunu yapan çok fazla insan olduğunu da biliyorum ama benim hikayemin bir özelliği var. Ben ekonomik şartlar yüzünden çalışma hayatına girmek zorundaydım. İnsanın hayat çizgisi onu çok beklenmedik şartlarla karşılaştırabiliyor. Asıl mesleğim daha doğrusu üniversite eğitimim Fransızca eğitmenliği olmasına rağmen çalışmak zorunda kaldığımda ilk tercihim hobimi mesleğe çevirmek oldu. Hiçbir başarı kolay elde edilmiyor, ben de atölyemi ve şartlarımı oturtana kadar çok çalıştım. Hala da çok uzun saatler, her şeyle bizzat ilgilenerek, çok ağır şartlarda, yoğun tempoda çalışıyorum. Ama sevgi ile yaptığım ve ortaya çıkan ürünleri bu kadar sevdiğim için yorulmuyorum.

Ne tür yöntemler kullanıyorsunuz?

Seramik çok farklı tekniklerin kullanıldığı bir üretim şekli. Ben seri üretim mantığı ile el yapımını bir araya getirdiğim için birkaç farklı tekniği kullanıyorum. Ama burada sayamayacağım kadar farklı teknik var. Mesela raku çok hayran olduğum, teknik olarak bildiğim ama henüz üretimde kullanmadığım bir teknik. İleriki yıllarda deneyeceğim daha birçok teknik olacak.